18 Ocak 2011 Salı

başarı kime göre neye göre...

başarı bulunduğunuz imkanlar içinde yapabildiğiniz en iyi şeydir. bir çocuk için altını ıslatmamaktır bir yetişkin için bu cok kolay görünse bile.fakir birisi için oğlunu üniversitede okutmaktır zengin için en basit konu olsa bile.einstain için izafiyet teoremini anlatmaktır bizim için çok zor olsa bile.

En Nihayetinde…

En Nihayetinde…

Daha ilkokul sıralarındayken biliyorduk her birimiz; Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili, jeopolitik açıdan

çok önemli bir yere sahiptir. Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bir köprü görevindedir. Boğazlarımız var, İstanbul’umuz

var, birçok tarihe ev sahipliği yapmış ve bu kültürlerle harmanlanmış bir milletimiz var. Yer altı ve yerüstü doğal

zenginliğimiz var.. He bide beyin göçümüz var.

Bir çocuk düşünelim, yaptığı her şeyde attığı her adımda çıkardığı her seste bizi hayrete düşürüp de alkışlandığını anladığı an nasıl da yüreklenir. İlk okumayı söktüğünde sınavlarda başarılı olduğunda nasıl da kendine güveni gelir. İşte biz son yıllarda böyle bir güvenle kendimize geldik. Bir milletin kendini var edebilme süreci kendinden geçer. Biz kendimizden kendi değerlerimizden ne kadar eminsek karşıya da o dik omuzlarla çıkabilirdik. Kendi beyinsel dönüşümümüzü gerçekleştiremeden dışarıda başarılı olmamızda imkansızdır. Dolayısıyla insanınıza verdiğiniz değer onlara sağladıklarınızla ölçülür.

Bir Avrupa rüyası kendimizi bildiğimizden beri masamızın üzerinde dururken tozlanmış dosyaların teker teker gün ışığına çıkması, bizim değerlerimize ket vurulduğunda duruşunuzla ve aklınızla “ Biz güçlüyüz. ” diyebilmek ve buna inanmak, bunu gerçekleştirebilmek bu kadar süratli olmamıştı herhalde. Sadece batıya yön bulmadan burada doğuda var ve siz sadece siz olamazsınız kendiniz, başkalarını da görmekten geçer mevcudiyetiniz diye kapalı kapılar ardında kalmadan birçok yöne açılarak Ummansız denizlerde yön bulmak ve hedefe tam yol ilerlemekti bugün ki varlığımızın gerçekleşmesinin sebebi. İşte bu da oldu sonunda..

Arabuluculuğumuzu yapmaları için dosyalar elimizde kapı önlerinde ümitle sonucu beklediğimiz günlerden “arabulucu ülke ” konumuna gelen bir ülke olduk, biz. İki farklı ülkenin liderleri bizim topraklarımızda el sıkıştı, mesajlar verdi. Bunu şanlı bayrağımızın altında yaparken biz başka ülkelere “ Biz güçlüyüz. ” mesajını verebildik. Nice sancılı günler geçirirken bizi sırtımızdan Bizans oyunlarıyla vurmaya çalışan ülkeler şimdi bizim artış gösteren güç grafiğimiz karşısında kendi güçlerinden oldular. Dünya liderleriyle aynı fotoğraf karelerinde arkalardan ön sıralara geçerken önemli liderlerin yanında resmimizin yer alması bizim ülkemizi saygı değer bir noktaya getirmeye yetti bile.

Sonunda “Biz Türkiye’yiz” sloganlarının söylemden öteye tarih sahnesinde geçerliliğini göstermesi aslında tüm tarihimize olan bir borcumuzdu en nihayetinde.

4 Mayıs 2009 Pazartesi


Neden insanlar başarılı olmayı bu kadar çok arzuluyor. Ucmayı başaracağına inanan cevheri ölümü göze alarak kendine kanatlar takmış ve minareden kendini boşluğa bırakmıştır.Onu ölüme götüren bu başarma arzusu nedir. kendi hayatınıza baktığınızda hayatınızı hep bi şeyleri başarmak için harcadığınızı görürsünüz.okuldayken sınavlardan yüksek puan almak arkadaşlarınızdan daha başarılı olmak için çalışırsınız. iş hayatınızda cevredekilerinizden daha iyi mevkilere gelmek daha iyi hayat yaşamak için başarılı olmak için emek harcarsınız.Peki sizde ki bu başarılı olma arzusu nereden geliyor. bu arzu, insanoğlunun doyumsuzluğu mudur yoksa insanoğluna hayatın yüklediği bir sorumluluk mudur?
Yoksa sizin içinizde sizi sizden daha iyi bilen alt benliğinizdeki devin kıpırdamaları mı size bunları yaptırıyor. bugune kadar başardıklarınızı eğer o kıpırdanmalar sağlamışsa düşünün o alt benliğinizdeki devin neler yapabileceğini. bugune kadar başardıklarınız yapabileceklerinizin yanında küçük bir zerredir.çok daha iyisini yapabilirsin hayat senin ellerinde, Yeter ki iste...